top of page

İş Bankası ikramiye evleri sürecinin Ankara’daki imar faaliyetlerinin başlangıcı olarak Abidin Mortaş’ın 1949 yılında Ankara’da tasarladığı yapı işaret edilebilir. Arkitekt dergisinin kurucularından da olan Mortaş’ın, aynı dergide 1943 yılında yayımladığı Ankara’da Mesken Meselesi ve 1944 yılında yayımladığı Az Para ile Ev Yapmak ve Bizde Kooperatifçilik adlı yazıları, mimarın modern konut üretimiyle sadece pratik anlamda değil teorik anlamda da ilgilendiğini gösterir. Abidin Mortaş, tasarladığı ikramiye evlerinden önce, 1943 yılında Ankara Tasarruf Evleri Kooperatifi yapılarını tasarlar. Arkitekt dergisinde bu yapıya ait fotoğraf ve çizimlerin gösterildiği bir yazıda Mortaş (1948, s.10), devlet eliyle yapılan ve Türkiye’deki ilk toplu konut üretimi sayılan Saraçoğlu Mahallesi’nde girişilen fedakârlığı “ölçüsüz” ve “hesapsız” bulduğunu söyler. Ek olarak, devletin bu tip işlerle uğraşmak yerine sivil olarak kurulmaya başlanan kooperatiflere destek vermesi gerekliliğine işaret eder. Tasarruf Evleri Kooperatifi’yle aynı yıllarda Mortaş yine Arkitekt dergisinde
küçük, ucuz ve çabuk inşa edilebilen tip-ev tasarımlarını yayımlar. İş Bankası ikramiye evleri Mortaş’ın, 1930’lu yılların ortalarından başlayan, konut üzerine olan teorik ve pratik araştırmalarının/çalışmalarının ürünleridir.

Abidin Mortaş'ın Güvenevler Mahallesinde tasarladığı müstakil ikramiye evi

1949 yılında tasarlanan iki katlı müstakil konut yapısından sonra Abidin Mortaş, 1950 yılında yine İş Bankası için İstanbul Büyükada’da iki ikramiye (piyango) evi tasarlar(1950, s.12-13). Ardından 1952 yılında, 1949 yılında tasarladığı yapıyla (1949a, s. 55) aynı bölgede (Güven Mahallesi, Güneş Sokak)11 ve daha önce tasarladığı yapıyla biçimsel ve plan şeması bakımından benzerlikler içeren “Kalabalık bir aileyi iskana kafi büyüklükte” iki tip ev projesi daha tasarlar. Zemin katta büyükçe bir salon ve servis kısımları, birinci katta yatak
odaları ve banyo içeren, “Ankara’da son zamanlarda çok aranan basit birer şömine” ilave edilmiş iki katlı bu yapılar, daha önceki müstakil yapılardan farklı olarak, “alandan tasarruf etmek amacıyla”, ikiz-evler şeklinde tasarlanmışlardır (1952, s.183).

Abidin Mortaş'ın  tasarladığı ikiz ikramiye evleri

1950’lerin ortalarında ikramiyelerde hızla artan müstakil ev sayısına apartman daireleri de eklenmeye başlar.1959 yılında, İş Bankası tarafından, hemen hemen tüm gazetelerde, “sahip olacağınız apartmanın tam yerini bilmek istemez misiniz?” başlığıyla bir harita yayımlanır. Haritada aynı bölgede daha önce talihlisini bulmuş İş Bankası evlerine ek olarak 1960’larda çekilişi yapılmak üzere, Kenedi Caddesi (Eski adıyla Boylu Sokak) üzerinde inşa edilen İş Bankası ikramiye apartmanlarının da yerleri gösterilir. Toplam 50 apartman dairesinin dağıtılacağını duyuran bu reklamın açıklamasında inşa edilen apartmanların “Ankara’nın en makbul semti Kavaklıdere’de” olduğuna vurgu yapılır. İkramiye olarak verilecek apartmanların çevresinde “çeşitli dükkanların, bir okulun yer aldığı
ve 50 metre uzaklıkta şehir otobüslerinin duraklarının bulunduğu” söylenir. 1959 yılında ikramiye olarak verilen bu apartmanlara, çok kısa zamanda yenileri eklenir: 1960 ve 1962 yıllarında basılan posterlerde, inşa edilen apartman sayısındaki hızlı artış kolayca fark
edilebilir. Birbirleriyle aynı mimari tasarımlara sahip olan bu apartmanlar çok kısa bir süre içinde bölgede ciddi bir konut dokusu oluştururlar14.İş Bankası tarafından Kavaklıdere’de Kenedi Caddesi üzerinde aynı tip-proje üzerinden inşa edilen bu apartmanların büyük bir çoğunluğu hala ayaktadır15 ve bakımsız görünümlerine rağmen, yapıldığı yıllardaki mimari özelliklerini korumaktadırlar.

Kenedi Caddesinde inşa edilen ikramiye apartmanlarının duyuruları

Birbirine yapışık ikiz-apartman şeklinde tasarlanan bu apartmanlar zemin üstü üç kat, zemin altı bir kat olmak üzere toplam beş katlıdır. Apartmanın her katında iki küçük daire yer alır. Apartmanların Kenedi Caddesi’ne bakan cepheleri son derece sade ve basittir. Binanın cadde cephesine hareket katan tek eleman olarak pencere açıklıklarının altında yer alan, açıklıklarla
aynı uzunlukta olan ve çok ufak bir açıyla cepheden çıkma yapan denizliklerdir. Yapının girişlerinin bulunduğu yan cepheleri, ön cepheye göre daha hareketlidir. Bu cephelerde bulunan balkonlara ek olarak, bu balkon çıkmaların arasında yer alan beton şerit açıklıklar (düşey birsoleyler) cephenin en karakteristik elemanıdır. Bu çizgisel beton elemanlar yapının çatısından giriş kapısının üstündeki ondüle (dalgalı) beton saçağa kadar uzanırlar. Bu elemanlar sayesinde apartmanın pek büyük sayılamayacak kat hollerinin ve merdiveninin gün boyu ışık alması sağlanır. Apartman dairelerinin plan şemaları, tıpkı cepheleri gibi, sade ve mütevazıdır. Her bir daire yaklaşık 90 m2 büyüklüğündedir. 1949 yılında Abidin Mortaş tarafından tasarlanan müstakil ve çift katlı ikramiye evleriyle (ya da dönemin reklamlarında bu evlerin “7 kişilik bir aileyi rahatlıkla barındırabileceğine” ilişkin yapılan vurgu ile) kıyaslandığında, bu tek katlı
apartman daireleri artık kalabalık bir aileyi barındırmak için değil, “küçük-çekirdek bir aileyi” ya da “yeni evli bir çifti” barındırmak için tasarlanmıştır.

Kenedi Caddesinde inşa edilen ikramiye apartmanları

Kavaklıdere bölgesindeki 1950’lerin ortalarında başlayarak1960’ların başlarına kadar inşa edilen bu apartmanlarla aynı dönemde, İş Bankası tarafından, Bahçelievler ve Ayrancı’da da çeşitli apartmanlar yapılır. Kavaklıdere bölgesindeki konut sayısına göre daha az sayıda olsa da, inşa edilen bu apartmanların da dönemin gazete ve dergilerinde tanıtımı yapılır. Bu noktada, Ayrancı bölgesinde inşa edilen yapılarla Kavaklıdere bölgesinde inşa edilen yapılar arasındaki ciddi biçimsel benzerliklerin olduğunun hatta aynı tip projeden üretildiğinin altı çizilmelidir. Birbirinden farklı bölgelerde aynı projenin çoğaltıldığı bu yaklaşım İş Bankası’nın 1950’ler boyunca uyguladığı konut anlayışını ortaya koyar. Bu dönem sadece müstakil/çift katlı evlerden apartman dairelerine geçildiği bir dönem değildir: Aynı zamanda, yaşam alanlarının iyice küçülmeye başladığı ve hızlı ve çok sayıda konut üretme mantığının az sayıda özgün konut üretme mantığının önüne geçtiği bir dönemdir. Bu kapsamda, özellikle Ayrancı Yeşilyurt Sokak No: 53’te inşa edilen ve günümüzde de hâlâ ayakta olan ikramiye apartmanının Kavaklıdere Kenedi Caddesi civarında inşa edilen yapılarla tamamen aynı
projeye sahip olması dikkat çekicidir. Yeşilyurt Sokak’taki yapı da ikiz yapı şeklinde tasarlanmış ve girişler yapının yan cephelerinde yapılmıştır. KenediCaddesi’ndeki yapı gibi, bu yapının da giriş kapısının üstünde tüm yapı boyunca giden ve apartmanın kat holleri ve merdiven kovasını aydınlatan beton şerit açıklıklar vardır. Belki de iki yapı arasındaki tek fark, Kenedi Caddesi’ndeki yapının girişinin üstündeki dalgalı(ondüle) saçağın, bu yapıda daha az dalgalı hatta düze yakın bir biçimde yapılmasıdır.

Yeşilyurt Sokak'ta inşa edilen ikramiye apartmanları

Ayrancı’da, Yeşilyurt Sokak’taki yapılara ek olarak, Dedekorkut Sokak’taki İş Bankası ikramiye apartmanları da hâlâ ayakta durmaktadır (Şekil17) ve bakımsız durumlarına rağmen, yapıldıkları günkü mimari özelliklerini korumaktadırlar. Yapıların genel kütle kararları ve
mimari biçim özellikleri Kavaklıdere Kenedi Caddesi’nde ve Ayrancı Yeşilyurt Sokak’ta yeralan ikramiye apartmanlarıyla ciddi benzerlikler taşır. Diğer apartmanlardan farklı olarak, bu yapılar ikiz apartmanlar şeklinde tasarlanmamıştır. Ek olarak, yapının sokağa bakan cephesinde, açılı denizlik çıkmalarının yerinde, bu çıkmalarla biçimsel benzerlikler taşıyan balkonlar vardır. Yapıların giriş kapısının bulunduğu yan cephesindeyse, diğer apartmanlardan farklı olarak, balkonlar bulunmamaktadır. Bu değişikliklerin, yapıların farklı bölgelerde olması ve farklı ışık/manzara ihtiyaçları duymasından kaynaklandığı söylenebilir. Fakat, gerek giriş kapısının üstündeki saçak gerek saçağın üstündeki çatıya kadar uzanan ve apartman kat hollerine ışık sağlayan beton çizgisel elemanlar düşünüldüğünde, iki yapının birbirleriyle aynı-tip proje üzerinden tasarlandığı söylenebilir. Yapılar arasındaki bu benzerlik, apartman kat hollerinin ele alınışı, dairelerin plan şemaları ve bu mekânlardaki mimari detaylarda da devam eder.

Dedekorkut Sokak'ta inşa edilmiş olan ikramiye apartmanlarının fotoğrafları, duyurları ve mimari çizimleri

Ayrancı bölgesinde bulunan diğer ikramiye apartmanları Kuzgun Sokak’ta karşımıza çıkar. 1957 yılına tarihlendirilen bu ikramiye apartmanları her biri 4 katlı, ortada büyükçe bir ortak mekan/avlu oluşturacak şekilde yerleştirilen toplam 4 apartman bloğundan oluşur. Bu apartmanlar ortak açık alanın kullanılmasıyla, Kenedi Caddesi ile Yeşilyurt Sokak ve Dedekorkut Sokak’ta bulunan ikramiye apartmanlarıyla farklılaşır. Fakat, arazi yerleşimindeki farklılaşmaya rağmen, Kuzgun Sokak’ta yer alan bu apartmanların da Kavaklıdere ve Ayrancı’da yapılan diğer apartmanlarla biçimsel benzerlikler gösterdiği söylenebilir. Bu yapılara girişler, diğer ikramiye apartmanlarından farklı olarak, ön cepheden yapılır. Diğer apartmanlardaki giriş üstünde yer alan saçak çıkma bu yapıda da karşımıza çıkar. Aynı şekilde, diğer apartmanlarda giriş kapısının üstünden başlayıp çatıya kadar uzanan ve kat holleriyle beraber apartman merdivenini aydınlatma amaçlı yapılmış olan açıklıklar bu apartman da gözlemlenebilir. Diğer yapılardan farklı olarak bu yapılarda bu açıklıklar düz, çizgisel şeritler halinde tasarlanmamış, her biri “V” şeklinde beş adet açıklık olarak düşünülmüştür. Giriş cephesinde dikkati çeken diğer bir elemanda binanın cephesiyle hemen hemen aynı düzlemde yer alan balkon açıklıklardır. Bu balkonlar, Kenedi Caddesi ve Yeşilyurt Sokak’taki apartmanların ön cephelerindeki denizliklerle ve Dedekorkut Sokak’taki apartmanların balkonlarıyla aynı biçimsel kaygılarla tasarlanmıştır. Balkonlar yapının dış cephesine çok ufak açılı bir çıkma yaparlar. Bu dönemde yapılmış, diğer ikramiye apartmanları gibi, bu apartmanlar da son derece mütevazı, sade, ekonomik bir anlayışla inşa edilmişlerdir. Bu sadelik yapının plan şemalarında da devam eder. Daireler, dönemin diğer ikramiye evleri gibi minimum gereksinmeler üzerinden çözümlenmiştir.

Kuzgun Sokak'ta inşa edilmiş olan ikramiye apartmanlarının fotoğrafları, duyuruları ve mimari çizimleri

1960’ların ortalarına gelindiğinde, Kavaklıdere, Bahçeli ve Ayrancı’daki ikramiye apartmanlarıyla kıyasla mimari anlamda çok daha nitelikli yapıların ön plana çıktığı görülür. Bu yapılardan ilki 1964 yılında Yüksek Mimar Kadri Erkman (1964) tarafından İstanbul’da Kadıköy semtinde, Feneryolu’nda tasarlanan İş Bankası İkramiye Evleri Mahallesi’dir. Büyük bir kısmı hala ayakta olan bu mahalleye ait zengin görsel malzemenin (reklam,ilan, v.b) yanında dönemin Arkitekt dergisinde mimar tarafından bir de makale yayınlanmıştır (Erkman 1964).

İstanbul Feneryolunda inşa edilen ikramiye apartmanlarının duyuruları ve fotoğrafları

İstanbul’daki bu yapılaşmayla eşzamanlı olarak Ankara Çankaya’da mimar Lemi Varnalı tarafından tasarlanan İş Bankası ikramiye apartmanları fark edilir. Çankaya Güzeltepe Mahallesi’nde (çoğunluğu Ahmet Mithat Efendi Sokak’ta) yer alan İş Bankası ikramiye apartmanları biçimsel anlamda İstanbul’daki yapılarla benzerlikler gösterir ve aynı tipte tasarlanmış, bahçelerle birbirlerine bağlı, aralarında ortak/açık yaşam alanları bulunan, her biri beş katlı (1 bodrum, 1 zemin, 3 kat) toplam 8 apartmandan oluşur. 1968 yılında inşaatı biten ve sahiplerine dağıtılan Çankaya İş Bankası ikramiye apartmanlarıyla ilgili dönemin gazetelerinde çeşitli reklamlar yayımlanır. Bu reklamlardan birinde,“çekilişle dağıtılacak apartman dairelerinin fueloil kaloriferli olduğu, her dairede şömineli bir salon, gömme dolaplı iki yatak odası, geniş aydınlık bir mutfak, şofbenli bir banyo” bulunduğu belirtilir (“Milyon ziyafetine”,1968, s.3). Ayrıca dairelerin yer döşemelerinin marley olduğu ve inşaatın “fevkalede itina ile yapıldığı” eklenir. Diğer reklamda ise yine buözellikler sıralandıktan sonra, yapının, 1970’li yıllar için bir dönem temsili sayılabilecek “renkli banyolarına” vurgu yapılır.

Yapının dışarıdan görünüşü son derece mütevazı, ekonomik ve sade olarak tasarlanmıştır. Sokaktan kopan çekme mesafesiyle yapılar önlerinde geniş bahçeler oluştururlar ve dışarıdan bakışı/algılanışı kolaylaştırırlar. Dışarıdan bakıldığında ilk göze çarpan özellikleri arasında yapıldığı dönemin temsili sayılabilecek, bu anlamda 1950 sonlarında inşa edilen ikramiye apartmanlarından ayrılan, geniş pencere açıklıkları ve geniş balkonları sayılabilir. Bu elemanlara ek olarak, yatayda balkonlara paralel bir şekilde uzayan balkon demirleri ve taşkaplamalışömine bacaları yapı cephelerinin diğer dikkat çeken elemanlarıdır.

Yapıların cephedeki sadeliği giriş mekanında da devam eder. Fakat giriş mekanının cephelere göre daha zengin mimari detayları barındırdığını eklemek gerekir. Çankaya İş Bankası Apartmanları’nda girişler ön cepheden yaklaşık 3 metre yan cepheden yaklaşık 1 metre kadar içeri çekilerek tanımlanmış ve girişin önünde saçak işlevi gören yarı açık bir mekan oluşturulmuştur. Bu yarı açık mekanda en dikkat çeken mimari eleman içeri çekilen girişin etrafını saran havuzdur.İç mekanla dış mekan arasında bir eşik-elemanı olan bu havuz girişin tanımını kuvvetlendirmektedir. Giriş mekanında yer alan havuzun içinden tamamı cam olan, sadece yerden 60 cm yüksekliğinde kalın metal bir bantla bölünen, bir doğrama yükselir. Şeffaf giriş, apartmanın iç mekanını, özellikle de Lemi Varnalı tarafından tasarlanan posta kutularının yer aldığı antreyi dışarıdan, hatta sokaktan bile, görünür kılar.

İş Bankası ikramiye apartmanlarını diğer ikramiye apartmanlarından ayıran en belirgin özellik belki de geniş apartman iç mekanıdır. Dışarıda bahçelerle kurulan ortak alana ek olarak, apartman iç mekânlarında da ortak mekânların yaratılmasına dikkat edilmiştir. Posta
kutularının ve kapıcı dairesinin yer aldığı antre mekanı geçildikten sonra içinden merdivenin yükseldiği ve tüm kat hollerini birbirine bağlayan 570cm x 335cm büyüklüğünde bir galeri boşluğu ile karşılaşılır. Her biri yaklaşık 90 metrekare olan küçük daireleriyle kıyaslandığında kat hollerinde bulunan bu galeri boşluğunun fazlasıyla büyük olduğu söylenebilir. Apartmanın ortak mekanlarını özel mekanları kadar değerli kılan bu galeri boşluğunun tepesinde galeri boşluğuyla aynı büyüklükte bir çatı-penceresi vardır.Çatı penceresiyle, genelde diğer yapılarda neredeyse tamamen karanlık olan kat holleri gün boyunca aydınlık hale gelir. Galeri boşluğunun apartmanın katları arasında sağladığı hacimsel ve görsel ilişki, galeri boşluğunun etrafını saran düşey metal profillerle daha da kuvvetlenir. 2.5cmx4cm kesitindeki, yaklaşık 80cm. arayla dizilen ve apartmanın ahşap korkuluklarının üzerine sabitlendiği bu
düşey elemanların bir benzerini Lemi Varnalı’nın İş Bankası Genel Müdürlüğü Kabataş Hizmet Binası’nın dış cephesinde de görmek mümkündür. İş Bankası evlerine benzer şekilde Kabataş Hizmet Binası’nda da bu elemanlar, düşeyde yapının bütünlüğünü kuran ve katları birbirine bağlayan mimari elemanlardır.

Apartmanın merdivenleri, galeri boşluğu ve düşey metal profillerle katlar arasında sağlanan görsel ve hacimsel ilişkiyi fiziksel olarak destekler. “U” tipindeki iki kollu orta sahanlıklı düz merdivenin bir kolu galeri boşluğuna bakarken diğer kolu duvar tarafındadır. Fakat merdiven duvardan 15cmkadar koparılmış ve kendi kendini taşıyacak şekilde tasarlanmıştır. Merdivenin duvarla arasında kalan boşluk sayesinde hem merdivenin galeri boşluğunun içinden yükselişi güçlendirilmiş, hem de çatıdaki tepe-penceresinden daha elverişli bir şekilde yararlanılmıştır. Duvardan koparılan merdivenin her bir kolunu bir omurga kirişi taşır ve yapının en güzel mimari detaylarından biri bu omurga kirişlerinde görülür: Lemi Varnalı sahanlıkta buluşan (biri alt kattan diğeri üst kattan gelen) iki omurga kirişinin arasında, sahanlığın duvarla buluştuğu yerde 5 cm’lik bir boşaltma yapmıştır. Sadece merdivene bakıldığında bu boşaltmanın (tıpkı merdivenin bir kolunun duvarla olan ilişkisine benzer şekilde) merdiveni duvardan koparma isteğinden kaynaklandığını söylemek yanlış olmaz. Fakat Lemi Varnalı’nın İş Bankası Evleri için tasarladığı aydınlatma elemanına bakıldığında merdivendenin sahanlığındaki detay daha da nitelikli hale gelir. Sahanlıkta dururken yaklaşık 2 metre yüksekliğinde bulunan ve binanın genel mimari diliyle uyumlu olan aydınlatma elemanı iki yönlü ışık verecek şekilde tasarlanmıştır. Siyah metal taşıyıcı üzerine beyaz plexi-glass malzemeden yapılmış olan aydınlatma elemanı hem bulunduğu sahanlığı aydınlatır hem de iki omurga arasındaki boşluktan sızarak bir üst kattaki sahanlığın
yüzeyinde gizli-hafif bir ışık oluşturur. Yapının kat hollerinde bulunan uzun ahşap aydınlatmalar sahanlıkta bulunan aydınlatma elemanları kadar yapıyla bütünleşik bir tasarıma sahip olmasalar da binanın genel mimari diliyle uyumludur.

Ankara Çankaya'da inşa edilen ikramiye apartmanlarının duyuruları ve fotoğrafları
bottom of page